Yazar Arşivi

BEN ÇÖP DEĞİLİM

Tiyatro Alkış tarafından, çocuklara geri dönüşüm hakkında düşünme ve üretme biçimlerini öğretmek amacıyla hazırlanan oyun İstanbul’da sahneleniyor.

Oyunda, bir piknik alanındaki çöp kutusunun başından geçen olaylar anlatılıyor.

Amaçlarını temiz bir dünyaya sahip olmak için, çocuklara temel sorunları öğretmek ve özellikle bu yaşlarda onlara olumlu alışkanlıklar kazandırmak olarak açıklayan Tiyatro Alkış; 11 yıldır aralıksız perde açan daha çok çevre bilincini çocuklara müzikal bir dille anlatan profesyonel bir çocuk tiyatrosu grubu.

Bir çok kurum ve kuruluşlarla çevre bilincini geliştirme doğrultusunda çalışmalar yapan Tiyatro Alkış 3 yıldır “Ben Çöp Değilim” ve “Su Damlası” adlı müzikal çocuk oyunlarını salon ve açık alanlarda sergiliyor.

Tiyatro Alkış ve oyunları ile daha geniş bilgi için http://www.tiyatroalkis.com

ATIK OKUR YAZARLIĞI

Atık oku yazarlığı kavramı da artık günümüzde herkesin edinmesi gerekn bir özellik olmalı.
aşağıdaki linki tıklayıp bilgi alabilirsiniz.
http://www.geridonusum.org/plastik/plastiklerin-uzerindeki-semboller.html

Hasankeyf Sular Altında Kalmazsa Ne olur?

Hasankeyf sular altında kalmazsa ne olur?

Doğa Derneği, 9-10 Ocak 2010’da “Barajsız Hasankeyf Arama Konferansı” düzenleyecek.

 
Güncelleme: 12:24 TSİ 22 Ekim. 2009 Perşembe

Bölge halkının yanısıra, Türkiye içinden ve dışından çok sayıda akademisyen, uzman ve sivil toplum örgütü temsilcisinin katılacağı toplantıda Dicle Vadisi ve Hasankeyf’in UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmesi halinde Türkiye ve dünyaya katacağı faydalar masaya yatırılacak. Toplantı, Ilısu barajı projesi ve Hasankeyf’in bilimsel verilere dayanarak ülke ölçeğinde tartışılacağı ilk mecra olma özelliği taşıyor.

Türkiye’nin güneydoğusunda Dicle Nehri kıyısında tarihi bir kent olan Hasankeyf, doğal zenginlikleri ve 15 bin yıllık geçmişi ile UNESCO’nun on Dünya Mirası kriterinden dokuzunu sağlayan dünyadaki tek yer. Öte yandan, Ilısu baraj projesi, Dicle Nehri ve kollarından oluşan 400 kilometrelik doğal nehir yatağını ve Hasankeyf başta olmak üzere vadiyle iç içe geçmiş evrensel değer taşıyan doğa ve kültür mirasını tehdit ediyor.

Doğa Derneği, 1950’lerde o yılların bilgi ve dünya görüşüne göre tasarlanmış Ilısu barajı projesinin tümüyle iptal edilerek, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin UNESCO Dünya Mirası listesine eklenmesini ve bölge için bu doğrultuda yeni bir vizyon belirlenmesini talep ediyor. Pek çok uzman, Hasankeyf’i dünyanın önemli çekim merkezlerinden biri haline getirebilecek bu yeni vizyonun Türkiye’ye bir Ilısu baraj projesinden daha fazla ekonomik ve toplumsal yarar getireceğini savunuyor.
Mısır Piramitleri’nin üç, Çin Seddi’nin dört, Taç Mahal’in ise yalnızca bir kriterle UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edildiği göz önüne alındığında, on kriterin dokuzunu sağlayan Hasankeyf’in evrensel değerinin daha net anlaşılabileceğini belirlen Doğa Derneği Başkanı Güven Eken, 9-10 Ocak 2010’da düzenlenecek “Barajsız Hasankeyf Arama Konferansı” hakkında şunları söyledi:
“Hasankeyf sular altında kalmazsa ne olur? Dicle Vadisi ve Hasankeyf UNESCO Dünya Mirası ilan edildiğinde, Türkiye ve dünyaya nasıl faydalar getirir? Bu sorular, Türkiye’nin bu güne kadar hiç tartışmadığı sorular. Ilısu baraj projesinin bir kader olarak dayatıldığı, barajın yapılabilmesi için milli güvenlikten, turizme kadar pek çok konuda spekülatif argümanın üretildiği bir dönemde, herşeyden çok bilimin ve aklın yol göstericiliğine ihtiyacımız var. Barajsız Hasankeyf Arama Konferansı’nı işte bu nedenle düzenliyoruz. Toplantı, Ilısu barajı projesi ve Hasankeyf’in bilimsel verilere dayanarak ülke ölçeğinde tartışılacağı ilk mecra olma özelliği taşıyor. Bu konferansta, Hasankeyf ve Ilısu Barajı çelişkisini ilk defa tüm boyutlarıyla masaya yatıracağız. Çünkü Hasankeyf Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri. Hükümet, Hasankeyf konusundaki bilimsellikten ve katılımcılıktan uzak tavrını sürdürdüğü takdirde, tarihin affetmeyeceği bir yanlışa imza atacak. 9-10 Ocak 2010 yapılacak arama konferansı, Hasankeyf konusunda yapılan tarihi yanlışı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak ve Hasankeyf’i UNESCO Dünya Mirası olarak yaşatmanın Türkiye ve dünya için yaratacağı fırsatları hükümetin dikkatine sunacak”.

Biyolojik çeşitlilikte kara tablo

Soyu tükenmekte olan canlıların derlendiği en kapsamlı biyoçeşitlilik araştırmasının bu yılki sonuçlarına göre tehdit altındaki türlerin sayısı 17 bini geçti.

İSTANBUL – Doğanın Korunması için Uluslararası Birlik (IUCN) kuruluşunun hazırladığı 2009 raporuna göre, Tehdit Altındaki Türler Kırmızı Listesi’nde bulunan 47,677 türün 17,291’i tükenmenin eşiğinde. Daha da endişe verici olan, bilinen tüm memeli hayvanların yüzde 21’inin, amfibilerin yüzde 30’unun, bitkilerin yüzde 70’inin bu ‘soyu tükenme eşiğinde olan canlılar’ arasında olması.

IUCN direktörü Jane Smart, bilimsel verilere göre dünyada son derece ciddi bir tükenmeyle karşı karşıya olunduğu konusunda uyardı. Smart’ın verdiği rakamlara göre, biyo-çeşitliliği korumada belirlenen 2010 rakamlarına ulaşmak artık neredeyse hayal.

Raporda, bu yıl özellikle amfib,ilerden çok ciddi kayıplar olduğu, 39 türün yeryüzünden tamamen silindiği ve 484’ünün de ‘çok kritik tükenme tehdidi’ altında olduğu belirtildi.

EVİMİZDEKİ TEHLİKE

ANKARA – Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, vatandaşların günlük yaşamda evlerinde kullandıkları ya da ortaya çıkan tehlikeli atıklar konusunda bilgilendirilmeleri ve olası tehlikelerden korunmaları için, ”Evimizdeki Tehlikeli Atıklar El Kitapçığı” hazırladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, tehlikeli atıkların uygun yöntemlerle bertaraf edilmemesi halinde sadece insanların değil, bitkiler, hayvanlar ve tüm doğanın zarar gördüğü kaydediliyor.

Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün ”www.cygm.gov.tr” internet adresinde de yayınlanan kitapçığa göre, yaygın olarak kullanılan başlıca evsel tehlikeli atıklar ve bunlarla ilgili olarak alınması gereken önlemler şöyle:
Deodorant ve Spreyler: Basınçlı ambalajların patlama ihtimaline karşın yüksek ısıya maruz bırakılmamalıdırlar. Bileşenleri yanıcı, toksik, irite edici ve zehirli olabilir. Kullanımı sırasında ortamın iyi havalandırılması gerekmektedir.

Çamaşır Suları: Klorlu çamaşır suları reaktif olup, diğer temizlik malzemeleriyle karıştırıldıkları zaman oksit gaz çıkışına neden olur. Gözleri ve cildi tahriş eder. Cildin doğrudan temas etmemesi gerekir. Koruyucu eldiven giyilmelidir. Alternatifi için klorlu çamaşır sularının tüketimi azaltılabilir. Oksijenli çamaşır suları ya da boraks tercih edilebilir. Hidrojen peroksit bazlı çamaşır suları tercih edilebilir.

Deterjanlar: Çamaşır ve bulaşık deterjanları yutulması halinde zararlıdır. Ciltle ya da gözle doğrudan teması halinde yanma hissi verir, ciltte kaşınma ya da tahriş edici olabilir. Sıvı bulaşık makinesi deterjanları daha az tehlikelidir. Alternatif olarak; bulaşıklar için sıvı deterjanlar, çamaşırlar için ise sabun tercih edilebilir. Çamaşırların son durulama suyuna 1-2 fincan sirke eklenmesi halinde çamaşırda kalan bakiye sabunlar da yok edilmiş olur. Sirke aynı zamanda ürik asidi de yok eder. Bebek çamaşırlarının son durulama suyuna 1 fincan sirke koyulabilir.

Flüoresan Lambalar: Çok az miktarda da olsa flüoresan lambalarda metalik civa bulunmaktadır. Metalik civa buharlarının solunması sağlık açısından zararlıdır. Yakılması halinde hava kirliliğine, depolanması ya da toprakla teması halinde toprak ve su kirliliğine neden olur. Bertarafı için belediyenin evsel tehlikeli atıkların yönetimi çalışması kapsamında toplanmalı ve lisanslı geri kazanım/bertaraf tesislerine gönderilmelidir.

İlaçlar: İlaçların çoğu toksik olup, özellikle yaşlılar ve çocuklar tarafından yutulması halinde çok zararlıdır. Çocukların vücut gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları ve zayıf olmaları nedeniyle potansiyel kimyasal zehirlenme tehlikesi altındadırlar. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar ile saç için kullanılan bit ve sirke şampuanlarının ambalajları boş olsa bile çöpe atılmamalıdır. Bertarafı konusunda detaylı bilgi almak için yetkili birimlerle görüşülmelidir.

Ojeler/Oje Çıkarıcılar: Yanıcı ve toksiktir. Buharı kolayca solunur. Cildi tahriş eder. Hamileler bu ürünleri kullanmamalıdır. Alternatif olarak, Toluen içermeyen ojeler daha az tehlikelidir.

Piller: Yüksek ısıya maruz kaldığında ya da yakıldığında patlayabilir. Civa gibi toksik ağır metaller içermesi nedeniyle yakılması ya da depolama alanlarında diğer atıklarla birlikte depolanması halinde su ve hava kirliliğine neden olur. Atık piller çöpe atılmamalıdır. Atık pil toplama noktalarına ulaştırılmalıdır.

Saç Boyaları: Gazı gözlerde ve akciğerde tahrişe neden olur, yutulması halinde çok tehlikelidir. Çocukların ve ev hayvanlarının ulaşamayacakları yerlerde saklanmalıdır.

Saç Jölesi: Ciltte döküntüye, cilt altında ise kılcal damar kanamalarına neden olabilir. Çocukların ve ev hayvanlarının ulaşamayacakları yerlerde saklanmalıdır. Bertarafı için ürün tamamen tüketilip, ambalajı suyla çalkalanarak geri dönüşüm kutusuna atılabilir. Alternatif olarak amonyak içermeyen ürünler kullanılabilir

Economy v. environment video

http://www.youtube.com/watch?v=BBJybKVrbOI

Sizlerle geçenlerde izlediğim 2 dklık bir videoyu paylaşmak istiyorum. WWF’in çektiği dünyada herşeyin birbirine nasılda bağlı olduğunu gösteren bir video..

bloğumuzun yeninden aktif olması için yazalım, okuyalım, paylaşalım..

sevgiyle ve  dostça kalın

Güliz

Bloğumuza merhaba

ince hayat

Sürdürülebilirlik bana hep geçmişi hatırlatır, ninelerimizin, dedelerimizin yaşadığı hayatlar sürdürülebilir yaşamın ta kendisidir aslında. Belki onlar bu kavramdan haberleri olmadan yaşadılar ama gerçekten geçmişe dönüp bakmaktavar diye düşünüyorum.  Çünkü  onlardı poşet kullanmadan alışveriş yapan, onlardı çiftçinin kıymetini bilen ve bir pirinç tanesinin bile ne kadar önemli olduğunu savunan ve yine onlardı komşuluk ilişkilerine önem veren, sıcak bir sohbeti televizyon izlemeye tercih eden, işte bu liste uzayıp gider.

Bloğumuza merhaba demeden önce mailime gelen güzel bir yazıyı word dosyası olarak paylaşmak istedim, umarım yükleyebilmişimdir.

nice sürdürülebilir yaşamlara

Bloğumuz tekrardan hayırlı olsun

dostça ve sevgiyle kalın

Güliz