Archive for Eylül 2018

Toplum Yararı ve Kamu Yararı Kavramları, Ümit Doğanay, Mimarlık Dergisi, 7, sayfa 5,6, 1974

Toplum Yararı ve Kamu Yararı Kavramları
Toplum yararı ve kamu yararı kavramları arasında anlam bakımından fark vardır. Kamu yararı kurulu düzenin korunmasındaki çıkardır. Kurulu düzen özel mülkiyete dayanıyorsa, kamu yararı özel mülkiyetin korunmasındaki çıkar anlamına gelir. Toplum yararı ise, ülkede yaşayan tüm insanların ortak çıkarlarını ifade eder. Düzenin, ortak çıkarı koruyucu niteliği, alt yapıyı oluşturan mülkiyet anlayışına bağlıdır. . . Alınacak bir tedbir kamu yararı gereği olduğu halde toplum yararına olmayabilir. Örneğin otopark yeri olarak bir yerin kamulaştırılması kamu yararı gereği sayılır. Fakat burada toplum yararı gereği bir işlem yoktur. Park yeri, özel oto sahipleri için, özel mülkiyeti koruyucu bir olanaktır. Buna karşılık, ars a üzerine yapılacak yapının sosyal konut tipinde olmasını emreden bir yasa hükmü, toplum yararınadır. . . . Anayasa’da mülkiyet hakkının kullanılmasının “toplum yararı ” amacı ile sınırlanması devlete, imar hukuku bakımından yeni olanaklar sağlamıştır.
Ümit Doğanay
I. TOPLUM YARARI YENİ BİR KAVRAM
“Toplum yararı ” kavramının hukuk dilimize girişi yenidir. İlk defa 1961 tarihli anayasamız bu kavramı kullanmıştır. Anayasa, 36. maddesinde özel mülkiyete ilişkin genel kuralı saptarken maddenin son fıkrasında “mülkiyet hakkının kullanılması toplum
yararına aykırı olamaz” diyerek kavramı hukuk diline kazandırmıştır. “Kamu yararı ” ise bilinen eski bir kavramdır. Kamulaştırma işleminin temel taşı olarak, özel mülkiyetin
güvenceye bağlandığı dönemden beri yasalarda kullanılmaktadır.
II. TOPLUM YARARI VE KAMU YARARI EŞ ANLAMLI DEĞİLDİR
Anayasa’nm hazırlanması ile ilgili Kurucu Meclis çalışmalarında “toplum yararı ” kavramının anlamına açıklık getirecek sözler yoktur. Bu nedenle kavramın anlamını açıklığa kavuşturmak yasakoyucuya, yargı organlarına, öğretiye düşen bir ödev olmuştur.
Yasakoyucu T. B. M. M. , bugüne kadar çıkardığı yasalarda bu kavrama yer vermemiştir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında “toplum yararı ” ve “kamu yararı ” kavramları arasındaki anlam farkını açıklamak olanağını elde etmemiştir. Öğreti ise arayış içindedir. Özel hukukçular toplum yararının mülkiyet hakkının kullanılması için
kamusal bir sınır niteliğinde olduğunu kabul etmekle beraber, kavramın açıklanmasını kamu hukukçularına bırakmış görünüyorlar. Kamu hukukçuları ise özel mülkiyeti, özel
hukuk kurumu saydıklarından olacak, bu kavramı oluşturan toplum yararı üzerinde duruyorlar. Daha çok eğilimleri, “toplum yararı ” ile “kamu yararı ” kavramlarını eşanlamlı kabul etmek. İçlerinden sadece sayın Prof. Dr. Tunaya (Siyasi Müesseseler ve
Anayasa Hukuku İkinci Baskı, 1969, s. 333-341), yaratılan kavram karışıklığına karşı, her iki kavram arasındaki anlam farkını ortaya koymaya çalışarak üyesi bulunduğu Kurucu
Meclisi savunuyor. Uygulama ise, toplum yararı kavramının, kamu yararı ile eşanlamda kullanıldığını ispatlamaya çalışıyor. Bu çabanın amacı, kuşkusuz Anayasa’nın yeni özel mülkiyet anlayışını saptırmaktır. Çünkü Anayasa özel mülkiyet kavramına “hakkın toplum yararına kullanılmasını” sokarak, mülkiyetin niteliğini değiştirmiştir.
Mülkiyete toplumsal bir kapsam kazandırmıştır. Özel mülkiyet anlayışındaki bu değişiklik, doğal olarak ekonomik ilişkileri değiştirecek, yeni bir sosyal ve siyasal düzenin nedeni olacaktır. Bu ise eski düzeni sürdürmek isteyenler için benimsenecek
bir durum değildir. Kanımca bu iki kamu hukuku kavramı arasında fark vardır. Bu farkı iki noktada saptamak mümkündür: 1. Toplum yararı ve kamu yararı kavramları Anayasa’da farklı amaçlar için kullanılmıştır. Anayasa “toplum yararı”nı özel mülkiyetin kapsamını oluşturan yetkilerin kullanılma amacını saptayan bir ölçü olarak kullanmaktadır (AY. 36/son). “Kamu yararı”nı ise mülkiyet hakkının sınırlarının belli
edilmesinde ve hakkın özüne müdahalede bir ölçü olarak kullanıyor (AY. 38).
Anayasa ve yasalar mülkiyet hakkının yatay ve dikey sınırlamasında, kamulaştırmada “kamu yararı ” gereğini

Toplum Yararı ve Kamu Yararı Kavramları Toplum yararı ve kamu yararı kavramları arasında anlam bakımından fark vardır. Kamu yararı kurulu düzenin korunmasındaki çıkardır. Kurulu düzen özel mülkiyete dayanıyorsa, kamu yararı özel mülkiyetin korunmasındaki çıkar anlamına gelir. Toplum yararı ise, ülkede yaşayan tüm insanların ortak çıkarlarını ifade eder. Düzenin, ortak çıkarı koruyucu niteliği, alt yapıyı oluşturan mülkiyet anlayışına bağlıdır. . . Alınacak bir tedbir kamu yararı gereği olduğu halde toplum yararına olmayabilir. Örneğin otopark yeri olarak bir yerin kamulaştırılması kamu yararı gereği sayılır. Fakat burada toplum yararı gereği bir işlem yoktur. Park yeri, özel oto sahipleri için, özel mülkiyeti koruyucu bir olanaktır. Buna karşılık, arsa üzerine yapılacak yapının sosyal konut tipinde olmasını emreden bir yasa hükmü, toplum yararınadır. . . . Anayasa’da mülkiyet hakkının kullanılmasının “toplum yararı” amacı ile sınırlanması devlete, imar hukuku bakımından yeni olanaklar sağlamıştır. Ümit Doğanay I. TOPLUM YARARI YENİ BİR KAVRAM
“Toplum yararı” kavramının hukuk dilimize girişi yenidir. İlk defa 1961 tarihli anayasamız bu kavramı kullanmıştır. Anayasa, 36. maddesinde özel mülkiyete ilişkin genel kuralı saptarken maddenin son fıkrasında “mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” diyerek kavramı hukuk diline kazandırmıştır.
“Kamu yararı” ise bilinen eski bir kavramdır. Kamulaştırma işleminin temel taşı olarak, özel mülkiyetin güvenceye bağlandığı dönemden beri yasalarda kullanılmaktadır.
II. TOPLUM YARARI VE KAMU YARARI EŞ ANLAMLI DEĞİLDİR
Anayasa’nm hazırlanması ile ilgili Kurucu Meclis çalışmalarında “toplum yararı” kavramının anlamına açıklık getirecek sözler yoktur. Bu nedenle kavramın anlamını açıklığa kavuşturmak yasakoyucuya, yargı organlarına, öğretiye düşen bir ödev olmuştur.
Yasakoyucu T. B. M. M. , bugüne kadar çıkardığı yasalarda bu kavrama yer vermemiştir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında “toplum yararı” ve “kamu yararı” kavramları arasındaki anlam farkını açıklamak olanağını elde etmemiştir. Öğreti ise arayış içindedir. Özel hukukçular toplum yararının mülkiyet hakkının kullanılması için kamusal bir sınır niteliğinde olduğunu kabul etmekle beraber, kavramın açıklanmasını kamu hukukçularına bırakmış görünüyorlar. Kamu hukukçuları ise özel mülkiyeti, özel hukuk kurumu saydıklarından olacak,
bu kavramı oluşturan toplum yararı üzerinde duruyorlar. Daha çok eğilimleri, “toplum yararı” ile “kamu yararı” kavramlarını eşanlamlı kabul etmek. İçlerinden sadece sayın Prof. Dr. Tunaya (Siyasi Müesseseler ve Anayasa Hukuku İkinci Baskı, 1969, s. 333-341), yaratılan kavram karışıklığına karşı, her iki kavram arasındaki anlam farkını ortaya koymaya çalışarak üyesi bulunduğu Kurucu Meclisi savunuyor.
Uygulama ise, toplum yararı kavramının, kamu yararı ile eşanlamda kullanıldığını ispatlamaya çalışıyor. Bu çabanın amacı, kuşkusuz Anayasa’nm yeni özel mülkiyet anlayışını saptırmaktır. Çünkü Anayasa özel mülkiyet kavramına “hakkın toplum yararına kullanılmasını” sokarak, mülkiyetin niteliğini değiştirmiştir. Mülkiyete toplumsal bir kapsam kazandırmıştır. Özel mülkiyet anlayışındaki bu değişiklik, doğal olarak ekonomik ilişkileri değiştirecek, yeni bir sosyal ve siyasal düzenin nedeni olacaktır. Bu ise eski düzeni sürdürmek isteyenler için benimsenecek bir durum değildir.
Kanımca bu iki kamu hukuku kavramı arasında fark vardır. Bu farkı iki noktada saptamak mümkündür:
1. Toplum yararı ve kamu yararı kavramları Anayasa’da farklı amaçlar için kullanılmıştır.
Anayasa “toplum yararı”nı özel mülkiyetin kapsamını oluşturan yetkilerin kullanılma amacını saptayan bir ölçü olarak kullanmaktadır (AY. 36/son). “Kamu yararı”nı ise
mülkiyet hakkının sınırlarının belli edilmesinde ve hakkın özüne müdahaled bir ölçü olarak kullanıyor (AY. 38). Anayasa ve yasalar mülkiyet hakkının yatay ve dikey sınırlamasında, kamulaştırmada “kamu yararı” gereğini ararken, “toplum yararı” gereğinden söz etmemektedirler. Anayasa’nm kavramları ayrı ayrı amaçlar için kullanmasını bir rastlantı sayamayız.
2. Toplum yararı ve kamu yararı kavramları arasında anlam bakımından fark vardır.
Kamu yararı kurulu düzenin korunmasındaki çıkardır. Kurulu düzen özel mülkiyete dayanıyorsa, bu takdirde “kamu yararı”, özel mülkiyetin korunmasındaki çıkar anlamına gelir. Böylece de sonuçta kamu yararı, bireyin çıkarı ile özdeşleşir. Bu nedenledir ki “kamu yararı” kavramı özel mülkiyet kadar eskidir.
Toplum yararı ise kurulu düzenin niteliğidir. Ülkede yaşayan tüm insanların ortak çıkarlarını ifade eder. Bir ülkedeki düzenin toplum yararına olması zorunlu değildir. Düzenin, ortak çıkarı koruyucu niteliği bir alt ya,pı sorunudur. Daha doğrusu alt yapıyı oluşturan mülkiyet anlayışına bağlıdır. Bu nedenle özel mülkiyetin salt bireysel olduğu bir ülkede, düzen toplum yararına olmaz. Ama böyle bir düzende kamu yararı gereği sınırlamalar vardır. Şu halde toplum yararı alt yapıyı koruyucu değil, onu oluşturan bir kavramdır.
Toplum yararına bir düzenin gerçekleştirilmesi de kamu yararı gereğidir. Ancak böyle bir düzende alınacak her tedbir kamu yararı gereği
olduğu halde toplum yararına olmayabilir. Örneğin, oto park yeri olarak bir yerin kamulaştırılması kamu yararı gereği sayılır. Fakat burada “toplum yararı” gereği bir işlem yoktur. Park yeri özel oto sahipleri için, özel mülkiyeti koruyucu bir olanaktır. Buna karşılık arsa üzerinde yapılacak yapının sosyal konut tipinde olmasını emreden bir yasa hükmü, toplum yararınadır..
III. TOPLUM YARARI KAVRAMININ ÖNEMİ
Anayasa’da mülkiyet hakkının kullanılmasının “toplum yararı” amacı ile sınırlanması devlete imar hukuku bakımından yeni olanaklar sağlamıştır. Bir defa mülkiyetin toplumsallaştırılması devlete, karşılık ödemeksizin mülkiyet hakkı sahiplerini haklarını toplum yararına kullanmaya zorlamak olanağı vermiştir. Bir yerleşme ve beslenme sorununun bulunduğu ülkemizde artık devlet çiftçiyi toprağını işlemeye zorlayabilecektir. Konut sorununu çözmek için, arsalarını boş bırakan malikleri imar planlarına uygun bir biçimde arsaları üzerinde bina yapmaya mecbur edebilecektir. Bu anayasal zorunluğa uymayan kişilerin toprak üzerindeki mülkiyet haklarına karşılık ödemeksizin son verebilecektir. Beslenme sorununun bulunduğu bir ülkede tarım toprağımn boş bırakılması, konut sorunu bulunan bir ülkede kent toprağının arsa olarak elde tutulması mülkiyet hakkının “toplum yararına aykırı” kullanılmasıdır.
Mülkiyet hakkının toplum yararına kullanılması zorunluğu devlete hakkın kullanılmasının toplum yararına olmasını sağlayacak düzenlemeleri getirmek olanağı da vermiştir. Böylece arsasına bina yapmak isteyen malike, sosyal konut ölçülerine uygun bir bina yapmayı kabul etmesi halinde izin verebilecektir. Arsasına fabrika kurmak isteyen kişiden, binanın belli niteliklere sahip olması yanında, işçilerin sağlık, beslenme ve konut sorunlarını çözecek tedbirleri getirmesini de isteyebilecektir.
Anayasa’nın özel mülkiyet kavramının niteliğine getirdiği yeniliğin özellikle gelişmekte olan ülkemizin toplumsal sorunlarının çözüme bağlanmasında önemi büyüktür. Değişiklik devleti güçlendirmiştir. Devletin fiili durumların yarattığı sorunları çözüme bağlamada karşılaştığı parasal güçlük düşünülürse bu güçlenmenin önemi kolayca kabul edilir.

Reklamlar