ODTÜ’de bir gün


Sabah erkenden Ali ile Devrim Stadına yuruyuse gittik. Yuruyenler bilir bir kac ay oncesine kadar zemin tugla tozu kapliydi, ustumuz basimiz kirmizi donerdik. Hele de yagmur yagmaya görsun yurumek mumkun olmazdi. Simdi harika bir “tartan” pistimiz var,
tum emegi gecenlere yuzlerce tesekkurler, hafif bir lastik kokusu var ama kullandikca ve zamanla azalacak. Bunca sene sonra yapılan bu piste iyi bakmak hepimizin gorevi. Stada gelenlerin bazilari boş su siselerini, atıklarini birakip gidiyor. Hele de spor amacli bir mekanda sigara izmaritleri gormek beni uzdu. Tabii tribünlerdeki oturma alanını geceleri ‘Devrim Bara’ ceviren gencler içkileri bitince boş icki siselerine sahip ciksalar ne iyi olur.
Daha sonra sabah universiteye yururken kırmızı, harika bir hatmi cicegiyle karsilastim. Ne kadar dayanıklı ve uretken bir cicek hatmi. İki dalı uzerinde onlarca tohum öbegi ve her birinin icinde cok sayida tohum. Yani bir hatminin binlerce hatmi üretme potansiyeli var.Hatmi ciceginin yararlari say say bitmiyor, akneden, kuru oksuruge, hatta ülsere kadar yararlari var. Tabii guzelliği de cabasi. ne kadar şansliyiz.
Hatminin bir kac metre ilerisinde kup kuru bir sedir ağacı. “Agaclar ayakta ölür” deyimini animsatti, cevresinde her sey yem yesil ama o kup kuru. Biraz otesinde kocamis ve kıpırdayamayan ama lojmanlarda oturanların baktigi iri kopegi aradi gozlerim ama goremedim.
Carsının onundeki alanda bir minikle birbirimize el salladik. Onun epey uzagından geciyordum ama fark etti, gülerek el salladi. Bebekler ne kadar duyarli ve önyargısız diye dusundum.
Yol boyu Erdal Atabek’in “Alısılmıs caresizlik” yazisini dusundum. Darwinden yola cikarak uyum saglamak, alışmak sozcugunu irdelemis. Neye uyum saglayıp alıstıgımızın onemli oldugunu vurguluyor. Yanında işlenen suçlari görmezden gelip yürüyenler, haksızlıklara alışanlar, kötülüklere uyum sağlayanlar…
“Martin Seligman 1965 yılında “Öğrenilmiş Çaresizlik” kavramını açıklamış. Bir canlının yapmak istediğini tekrar tekrar deneyip yapamayacağını anlayınca içine düştüğü durum diye açıklıyor. Atabek “Alışılmış Çaresizlik bundan da beter” diye devam ediyor. Canlı, öğrendiği çaresizliğe alışıyor, artık onu değiştirmeyi bile düşünmüyor, düşünenlere de kızıyor. Alışılmış çaresizlik artık bir yaşama biçimi oluyor, bunun dışına çıkmaya çalışanlar aykırıkişilik, uyumsuz, huzur bozucu kabul ediliyor.
Toplumumuz şimdi bu durumda…”
———————————————–
Peki ama bu aşılamaz mı? Pekala aşılır. Stadyumun dışında bir kaç ağaç var, öyleki dalları stadyumun etrafina çekilen çitlerin arasından geçirip, hatta bu çitleri de sarmalayarak içeriye girmeyi başarmışlar. Burada çit var durayım dememişler.
Farkına varılırsa ve istenirse, kararlılıkla ve biraz gayretle aşılmayacak şey yok. Yeterki isteyelim ve çaba sarf edelim. Tabii bunu başarmanın sonsuz sayıda farklı yolu olduğunu da unutmayalım. Tek stratejiye tutunduğumuzda bu strateji çalışmadığı durumda işe yaramıyor. Ancak bu stratejiyi bırakabildiğimizde başka yollari fark edebiliyoruz.
Hayat böyle işte..
Yeni yollar yeni çözümler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: