Archive for Temmuz 2010

Sanatın birlestirici gucu

Evvelsi gun sevgili Fazil Say Salzburg’da Borusan Filarmonu Orkestrasi esliginde acilis konserini verdi. Ben de oradaydim. Daha dogrusu orada hissettim, en onlerde oturuyor, sevgili Fazil’in Kocekceye baslamasini bekliyordum. Herkes Fazil Say’i sahnede mutlaka gormeli, dinlemeli, o mu piyanoyu caliyor, piyano mu onu caliyor, yoksa piyano ve Fazil butunlesip bir mi oluyor siz karar verin.

Kocekce basladi, 2300 seyircide cit cikmiyordu, ama o da ne Kocekce aldi bir anda bu toplulugu coskulu, yerinde duramayan bir topluluga cevirdi.

Fazil “Nirvana Yaniyor” parcasini bu Festival icin bestelemis, hepimiz cok merak ediyoruz. Ve muzik basladi, Nirvanayi bilmem ama 2300 kisinin yuregi birlikte cayir cayir yaniyor adeta. O an hic kimsenin Fazil’in Turk mu baska bir ulkenin cocugumu dusundugunu sanmiyorum. Herkes o bizim gencimiz, yurekli bir genc piyano ustasi diye dusunuyor. Ardindan Mozart…. ve ayaktayim, gozlerim dolu, ellerim aciyana kadar alkisliyorum, 2300 kisinin hepsi de ayakta, festival festival olali boyle sey olmamis… “Canim Fazil Say ne harikaydin yine” diyorum. Sana en derin sevgilerimi, yuregimin en derinlerinden yolluyorum.

Muzik ve sanatin diger dallari boyle iste, yurekleri eritip birlestirir. O an ne dil, ne baska bir ayirici etki yoktur, olamaz. Tam tersi birlikte atan binlerce yurek vardir. Tipki Fazil Sayi dinleyenler gibi.

Aslinda sanat insanlari birlestiren, en ciddi krizlerde bile insanlari ayakta tutan bir olgu. Inancim su ki sanatci bir toplumun nabzini bilim insanlarindan da, siyasetciden de daha iyi tutar. Ama nedense en ufak krizde bile oncelikle sanata destekler kirpilir, budanir. Oysa bu kirpilanlar para olarak cok da azdir, ama bu destekler kirpilmasa insanlarin bu kriz anlarindan kolayca cikmalarina yardimci olacak en buyuk etmen sanat ve sanatcilar olabilir.

Osmanli doneminde Kayseri’de bir merkezde akil hastalarinin muzikle iyilestirildigini duymustum. Hala da boyle merkezler varmis.

Canimin sikıldıgında yaptigim seylerden birisi dogaya cikip yurumek, digeri muzik dinlemek oluyor. Parca bittiginde benim sorunum neyse hafifliyor, ya da bitiyor.

Muzigin surdurulebilirligini dusundum. Bir kac ay once Nesat Ertas TV’DE Volkan Konak’in konugu olmustu. TV izlemiyorum ama bu programin yapilacagini Sevgili Volkan Konak’tan duymustum. Ne muthis bir sanatci, nasil zengin bir birikim, senelerdir anadolunun bagrinda distillenen turkular saza, soze burunup koca sanatcinin sazinin tellerine, ve sesine dokuluyor..saatlerce suruyor… destan gibi bir sey…Her turkunun bir hikayesi var, bagri yanan asiklar, cocugunu yitiren anneler careyi turku yakmakta buluyor…Ve bu turkuler bizlere ulastigi gibi bizden sonrakilere de ulasacak….

sevgilerimle…

inci

Besin Ormanı

Ali’nin ODTU’de bir besin ormanı hayali var. Besin Ormanı gerçekten harika bir şey. Yenilenebilen çeşitli meyva ve çiçekleriolan çalı ve ağaçlar, en kısadan en uzuna,katman katman dikiliyor. Altlarda böğürtlen, kuşburnu gibi çalılar, bir üst katmanda biraz daha uzun badem, elma armut, alıç, ahlat, erik, kayısı, armut gibi ağaçlar ….Ceviz gibi uzun ağaçlar daha geriye dikiliyor. Tüm bu saydıklarım ve daha fazla sayılabilen ağaçların yenilen meyvaları, ya da ıhlamur gibi bazı ağaçların da çiçekleri var.

Ama söz ihlamurdan açılınca birz endişelendim. Üniversitemizin çeşitli yerlerinde ıhlamur ağaçları var. Yazın bayıltıcı kokulu, harika çiçekler açar. Bu çiçekler toplanıp kurutulduğunda kış aylarında soğuk algınlığına iyi gelen güzel çayı yapılır. Hatta bu çaya elma kabuğu, çubuk tarçın eklenerek hem tadı, hem yararı artırılır. Gel gelelim ODTÜ’de bu ıhlamur ağaçlarının çiçekleri çok özensiz toplanıyor. Kısa zamanda çok büyüyen ağacın çiçekleri de yükseklerde oluyor. Tabii bu çiçeklere erişmek isteyenler de koskoca dalları kırıyorlar. Ağaçların bundan hoşlandılarını hiç sanmam. ODTÜ’de bir besin ormanı oluşturulduğunda buranın ağaçlara zarar vermeden kullanımını da planlamak gerek.
Kütahya Demirci’de ormandaki yabani kestaneleri aşılıyanlar ağaçların da sahibi oluyor. Ürününü topluyor, bakımını yapıyor.

Neyse bakalım günler ne gösterecek?
Yine de ODTÜ’de bir Besin Ormanı düşleyelim. Aslında biraz islah edilse bazı ağaçlar ve bitkiler var…Ben bu talebi doğaya yolladım, bir yerlerde hayat bulmasını düşlüyorum.

sevgilerimle

inci

Kuresel Ekokoyler Ağı-GEN

İtalya Damanhur Ekokoyunde yapilan GEN-Avrupa toplantisindan yeni donduk. GEN Global Ecovillage Network sozcuklerinin kisaltilmisi. Guneskoy GEN-Avrupa’nin uyesi. GEN’e tam uye, destekleyen uye olabiliyorsunuz. Ayrica bir ulkedeki ekokoyler agi da GEN’e uye olabiliyor. Bu seneki toplanti İtalya’nin Kuzeyinde, Torino’ya 40 km mesafede bulunan Damanhur Ekokoyunde yapildi. Damanhurlular surekli yasayan 600 kiside olusuyor. Ama ziyaretcilerle sayilari 1000 kisi oluyormus. İnsanlar yaklasik 35 koye yayilmis yasiyorlar. Dogaya yakin olduklarini gostergesi olarak herkesin bir hayvan ismi var, daha sonra bitki ismi de eklenebiliyor. Kendi paralari var. Ekokoylerin yasal statuleri konusunda yogun calisiyorlar.
Resim, muzik, yenilenebilir enerjiler, peynir, organik urunler bazi onemsedikleri basliklar.

Bu sene 170-200 kisi toplantiya katildi. Toplantida Open Space, world Cafee ve benzeri teknikleri kullaniyorlar. Gelenler bavullarında paylasacaklari malzemelerle donanmislar. Surekli paylasim var. Tabii sosyal surdurulebilirligin onemli unsuru bireyleri kaynastiran oyunlar, paylasimlar da cok yogun. Gercekten cok doyurucu ve keyifli geciyor.

Damanhurlularin guzel bir orkestrasi, danscilari ve cok guzel sarkilar soyleyen gruplari var.

Esteonayayi temizleyen gruptana arkadaslara, bu sene Slovenya nufusunun %13unu temizlik isine katabilen Slovenyali Nara da katildi. Her iki grup da guzel bir isi basarmanin keyfiyle cok mutlu ve enerji dolulardi.
Calismanin adi:
LET’s do it World, su siralar Hindistan’da bolge bolge temizlik faaliyetleri baslamis.
Estonyali Toomas ( milletvekili) bu etkinligin en guzel tarafi bir kere temizlik yapan artik kirletmez
demist.

Eh kimbilir.. darisi bizlere demeli.

sevgiler
inci