Archive for Mart 2010

İlkbaharı Kuşlarla Keşfetmeye Ne Dersiniz?

Havaların ısınmasıyla Afrika’dan Avrupa’ya doğru göç eden Leylek, Kırlangıç, Ebabil ve Guguk Kuşu gibi baharın habercisi kuşların ilk gelişleri, Yaşayan Bahar Kampanyası ile tüm Avrupa’da doğaseverler tarafından gözlenmeye başlandı.

Yaşayan Bahar Kampanyası, tüm doğaseverleri göçmen kuşların Avrupa’ya dönüşünü kutlamaya davet ediyor. Kampanyanın Türkiye temsilcisi Doğa Derneği, Leylek, Kırlangıç, Ebabil ve Guguk Kuşunu gözleyerek deneyimlerinizi “www.yasayanbahar.org” adresindeki Yaşayan Bahar web sitesinde paylaşmanızı bekliyor. Doğa Derneği Eğitim Koordinatörü Burcu Arık, “Yaşayan Bahar, Türkiye dahil 36 ülkede uygulanan geniş katılımlı bir kampanya. Katılmak için baharın habercisi olarak bilinen Leylek, Kırlangıç, Ebabil ve Guguk Kuşlarını gözlemlemek ve gözlemi www.yasayanbahar.org adresindeki web sayfasına kaydetmek gerekiyor. Böylece Avrupa’nın en büyük kuş gözlem etkinliğine katılabilinir. Göçmen kuşların, uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Avrupa’ya gelişlerini her yıl düzenli izleyelim ve kutlayalım.” dedi.  Burcu Arık, “Kampanya aracılığıyla gezegeni paylaştığımız kuşları tanıtmanın yanı sıra onların göç yolculuklarında karşılaştıkları sorunları da dile getirmiş oluyoruz. Kuşlar göç yolları üzerinde beslendikleri ve üredikleri yaşam alanlarını hızla kaybediyorlar. Yaşayan Bahar Kampanyasına katılarak kuşların güzelliklerini ve onları korumanın önemini tüm Avrupa’ya duyuralım.” dedi.  Yaşayan Bahar Kampanyası 2006 yılından beri gerçekleştiriliyor ve katılım her yıl artıyor. 2008 yılında 56.000 olan gözlem kaydı, 2009 yılında 94.000 oldu. Gözlemler web sayfası aracılığıyla ya da Doğa Derneği’nin Hürriyet Caddesi, 43/12 Dikmen, Ankara adresine postalanarak paylaşılabilir.

Ayrıntılı bilgi için selda.bozbiyik@dogadernegi.org

Nükleer santraller

Nükleer santraller ha kuruldu ha kurulacak şeklinde yıllardır süregelen bir tartışma var. Lisans eğitimimde nükleer santrallerle ilgili detaylı bir araştırma yapmıştım, insan araştıırdıkça, okudukça bilgileniyor. Bu yaptığım araştırmalar sonucunda her ne kadar nükleer santraller bazı gruplar tarafından temiz enerji kaynağı olarak görülsede, atıklar ve güvenlik önlemleri ülkeler için hala büyük bir risk. Dünya artık nükleer santraller vazgeçip, temiz enerji kaynaklarına yönelme stratejisi izlerken, Türkiye’ye neler oluyor, Akkuyu’da insanlar yıllardır nükleer santral kurulacak korkusuyla yaşıyorlar. Hükümer bu işi dahada ciddiye almaya başladı. Umarım korkulan olmaz, ülkemize bir nükleer santral kurulmaz.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25067436/

Güliz

ODTÜ’nün Köpekleri

Bilmiyorum ODTU’de kopekler, kopekler tarafından isirılanalardan haberdarmısınız.
Havaların sıcak gitmesınden mi nedir hakopeklerin vukuatı arttı, haklı olarak Rektorluge baskı da arttı. Tabii bu vesileyle insanlar ayrismaya basladi. Onun uzerine ODTU Listelerine (Ogretim Uyeleri ve Ogretim Elemanları) asagıdaki mesaji yolladım. Bu arada hayvanlar toplandi, bir kismi geri getirildi.. Tabii isirilanlar, korkutulanlar da dehset icindeler!!!

Yazimda 4 tarafdan soz ettim, ama bir de Kopekler var, ve brinci sirada olamalilar. Ancak etraf o kadar toz dumandiki boyle bir seyin şakasi bile yapilamazdi. O nedenle ben de sadece insanlardan soz ettim.
Bu arada bir barinakta calismis bir hanim onculugunde bir grup olustu ve yarin rektorle gorusecekler.
———-

Merhabalar,

Tam da kopeklerle ilgili bir mesaj yazacaktim ki sevgili Ustun’un mesaji gelmis.

Benim bu sayfada kopeklerle ilgili okuduklarimdan cikartttiklarim soyle:
ODTU’de kopek sorununun bir kac tarafi var;
1. Kopekler tarafindan isirilanlar, korkutulanlar ve yakinlari.
Ben burada muthis bir korku ve kizginlik goruyorum, bunu da hissediyor ve anliyorum. Bana da bir kopek
saldirsa cok korkar, kizardim. Bu nedenle bu arkadaslara cok gecmis olsun diyorum, onlari anladigimi ve uzuldugumu
onlarla paylasmak istiyorum.
2. ODTU’de saldirgan olmayan kopekleri sevenler.
Buradaki ODTU’luleri de anliyabiliyorum, onlar da etrafdaki hayvanlardan dostluk, yakinlik goruyor, onlari
seviyor, cesitli nedenlerle evinde bakamasa da onlara elinden geldigince destek oluyor… falan
Ben bu grubun da sevgisini goruyorum ve anliyorum.
3. Rektorluk:
Son olaylar konusunda ne dusunduklerini bilmiyorum ama daha once rektorlukten gelen yazilarda bu kopek sorunu Cankaya
Belediyesinin sorunu turunden mesajlar okumustum. Tabii kendilerine saldiranlar hakli olarak acil cozum bekliyorlar
ve bunun muhatabini kendi yakinlarindaki rektorluk olarak gormek istiyorlar. Bunun sonucunda da insanlara yakin olan
nisbeten evcil hayvanlar da toplanmis. Bu hayvanlarin daha kolay toplanabilmesini de anliyorum. Yani burada gorevliler
bir ayirima gidemeden hangi kopegi yakaliyabildilerse alip goturmusler. Bu da 2ci grupta hayal kirikligina neden olmus.
4. Cankaya Belediyesi.
Belediye Baskani bir ODTU mezunu, ama belediyenin kopekler konusunda ne yaptigini bilmiyorum.

Simdi her tarafin memnun olabailecegi bir cozum bulunamaz mi? Ustun’un mesaji bu icerikte. Benim dusunduklerim de ona paralel.

Cok sansliyiz ki Ankara’da guzel bir Veteriner Fakultesi var, biz ne zaman kedilerle gitsek oradaki gencleri ve hocalarini
canla basla, sevgiyle hayvanlarla calisirken gorup cok etkileniriz.Hatta acil binasinda İnonunun bir sozu var:
tıp doktorlugunu bir ic denize, veterinerligi okyanusa benzetiyor.

Universitemiz Veteriner Fakultesi hocalariya bir proje uygulamaya koyamaz mi? Bu calismada kopekleri sevenler de,
kopekler tarafindan saldiriya ugrayanlar da yer alabilir. Hatta boyle bir hayvanla(larla) karsilandiginda neler yapilmali vs
turunden de bilgiler ortaya cikabilir.

Tabii barinak yonetisinden gelen teklif de cok guzel ve benzer sekilde degerlendirilebilir.

inci