Archive for Kasım 2009

BEN ÇÖP DEĞİLİM

Tiyatro Alkış tarafından, çocuklara geri dönüşüm hakkında düşünme ve üretme biçimlerini öğretmek amacıyla hazırlanan oyun İstanbul’da sahneleniyor.

Oyunda, bir piknik alanındaki çöp kutusunun başından geçen olaylar anlatılıyor.

Amaçlarını temiz bir dünyaya sahip olmak için, çocuklara temel sorunları öğretmek ve özellikle bu yaşlarda onlara olumlu alışkanlıklar kazandırmak olarak açıklayan Tiyatro Alkış; 11 yıldır aralıksız perde açan daha çok çevre bilincini çocuklara müzikal bir dille anlatan profesyonel bir çocuk tiyatrosu grubu.

Bir çok kurum ve kuruluşlarla çevre bilincini geliştirme doğrultusunda çalışmalar yapan Tiyatro Alkış 3 yıldır “Ben Çöp Değilim” ve “Su Damlası” adlı müzikal çocuk oyunlarını salon ve açık alanlarda sergiliyor.

Tiyatro Alkış ve oyunları ile daha geniş bilgi için http://www.tiyatroalkis.com

Reklamlar

ATIK OKUR YAZARLIĞI

Atık oku yazarlığı kavramı da artık günümüzde herkesin edinmesi gerekn bir özellik olmalı.
aşağıdaki linki tıklayıp bilgi alabilirsiniz.
http://www.geridonusum.org/plastik/plastiklerin-uzerindeki-semboller.html

Nükleer

Kar tatili

Umut

Hasankeyf Sular Altında Kalmazsa Ne olur?

Hasankeyf sular altında kalmazsa ne olur?

Doğa Derneği, 9-10 Ocak 2010’da “Barajsız Hasankeyf Arama Konferansı” düzenleyecek.

 
Güncelleme: 12:24 TSİ 22 Ekim. 2009 Perşembe

Bölge halkının yanısıra, Türkiye içinden ve dışından çok sayıda akademisyen, uzman ve sivil toplum örgütü temsilcisinin katılacağı toplantıda Dicle Vadisi ve Hasankeyf’in UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmesi halinde Türkiye ve dünyaya katacağı faydalar masaya yatırılacak. Toplantı, Ilısu barajı projesi ve Hasankeyf’in bilimsel verilere dayanarak ülke ölçeğinde tartışılacağı ilk mecra olma özelliği taşıyor.

Türkiye’nin güneydoğusunda Dicle Nehri kıyısında tarihi bir kent olan Hasankeyf, doğal zenginlikleri ve 15 bin yıllık geçmişi ile UNESCO’nun on Dünya Mirası kriterinden dokuzunu sağlayan dünyadaki tek yer. Öte yandan, Ilısu baraj projesi, Dicle Nehri ve kollarından oluşan 400 kilometrelik doğal nehir yatağını ve Hasankeyf başta olmak üzere vadiyle iç içe geçmiş evrensel değer taşıyan doğa ve kültür mirasını tehdit ediyor.

Doğa Derneği, 1950’lerde o yılların bilgi ve dünya görüşüne göre tasarlanmış Ilısu barajı projesinin tümüyle iptal edilerek, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin UNESCO Dünya Mirası listesine eklenmesini ve bölge için bu doğrultuda yeni bir vizyon belirlenmesini talep ediyor. Pek çok uzman, Hasankeyf’i dünyanın önemli çekim merkezlerinden biri haline getirebilecek bu yeni vizyonun Türkiye’ye bir Ilısu baraj projesinden daha fazla ekonomik ve toplumsal yarar getireceğini savunuyor.
Mısır Piramitleri’nin üç, Çin Seddi’nin dört, Taç Mahal’in ise yalnızca bir kriterle UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edildiği göz önüne alındığında, on kriterin dokuzunu sağlayan Hasankeyf’in evrensel değerinin daha net anlaşılabileceğini belirlen Doğa Derneği Başkanı Güven Eken, 9-10 Ocak 2010’da düzenlenecek “Barajsız Hasankeyf Arama Konferansı” hakkında şunları söyledi:
“Hasankeyf sular altında kalmazsa ne olur? Dicle Vadisi ve Hasankeyf UNESCO Dünya Mirası ilan edildiğinde, Türkiye ve dünyaya nasıl faydalar getirir? Bu sorular, Türkiye’nin bu güne kadar hiç tartışmadığı sorular. Ilısu baraj projesinin bir kader olarak dayatıldığı, barajın yapılabilmesi için milli güvenlikten, turizme kadar pek çok konuda spekülatif argümanın üretildiği bir dönemde, herşeyden çok bilimin ve aklın yol göstericiliğine ihtiyacımız var. Barajsız Hasankeyf Arama Konferansı’nı işte bu nedenle düzenliyoruz. Toplantı, Ilısu barajı projesi ve Hasankeyf’in bilimsel verilere dayanarak ülke ölçeğinde tartışılacağı ilk mecra olma özelliği taşıyor. Bu konferansta, Hasankeyf ve Ilısu Barajı çelişkisini ilk defa tüm boyutlarıyla masaya yatıracağız. Çünkü Hasankeyf Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri. Hükümet, Hasankeyf konusundaki bilimsellikten ve katılımcılıktan uzak tavrını sürdürdüğü takdirde, tarihin affetmeyeceği bir yanlışa imza atacak. 9-10 Ocak 2010 yapılacak arama konferansı, Hasankeyf konusunda yapılan tarihi yanlışı tüm boyutlarıyla ortaya koyacak ve Hasankeyf’i UNESCO Dünya Mirası olarak yaşatmanın Türkiye ve dünya için yaratacağı fırsatları hükümetin dikkatine sunacak”.

Biz de. Bari bunda küreselleşmeyiversek